Koyunu Sudan Geçirme


Para Kazanmak icin TIKLAYIN ( Tavsiye )

800 YILLIK AŞKIN ÖYKÜSÜ !
Denizli’nin Çal ilçesinin Aşağıseyit Köyü’nde yapılan ilginç bir festivalle, yaklaşık 800 yıllık bir aşkın anısı tazeleniyor. İşte kısaca öyküsü:

Yörük çobanlarından biri ile oymak beyinin kızı arasında içten içe yanık bir sevgi vardır. Çoban bu sevgisini açıkça söyleyemez. Zaten uygun olmadıklarından, kendisine verilmeyeceğini de bilir. Bu yüzden çoban, içinde yaşadığı sevgisini kavalıyla sürüsüne anlatır.
Zaman geçtikçe kız da çobana karşı sevdalanır. Kavalın büyüleyici sesinden etkilenerek, dilini iyice çözer ve kavalın sesiyle anlaşmaya başlarlar.

Günlerden bir gün sürü dağda hırsızların hücumuna uğrar. Hırsızlar çobanın elini kolunu bağlar, sürüyü alıp gitmek isterler. Fakat sürü bir türlü yerinden kalkmaz. Çoban, “Ben kaval çalmazsam sürüm bir yere gitmez, çözün kollarımı ben sürüyü kaldırayım.”
Çobanı çözerler. Kavalını eline alır, başlar yanık yanık öttürmeye. Sürü hemen kalkar, yavaş yavaş yürümeye başlar. Bu arada Beyin kızı kaval sesini duyar ve tehlikeyi anlayarak hemen köylüye haber verir.
Köylüler hep birden sürünün bulunduğu yere giderek, çobanı ve sürüyü kurtarırlar.
Sürünün kurtarılmasıyla Bey çobanı daha çok sever. Bu fırsatı değerlendiren Bey, kızını çobana vermemek için, olmlayacak bir şart koşar;
“Sürüye 3 gün boyunca, hiç su vermeden tuz yalat. Sonra sürüyü Menderes kenarına götür. Eğer su içirmeden suyun kenarında bekletirsen ben de sana kızımı vereceğim” der.
Çoban çaresiz kabul eder, sürüsünden emindir. Yalnız bir karakoyun var pek heyecanlı, toy, bir tek ondan korkuyor.
Sürüye hiç su vermeden üç gün tuz yalatırlar. Çoban sürüyü alır dağdan aşağı dereye doğru sürer. Sürü büyük bir iştahla suya doğru koşarken, çoban birden kavalını çıkarır ve çalmaya başlar. Bunun üzerine sürü olduğu yerde durur.
Ancak çobanın korktuğu başına gelir. Karakoyun suya doğru koşmaya devam eder. Bu sırada çoban çaldığı havayı daha da yanıklaştırır. Bu, onun karakoyuna yalvarması, ondan isteğine uymasını istemesidir. Hava hızlanıp yanıklaştıkça karakoyun yavaşlamaya başlar. Durur, bir geriye döner, bir suya bakar. Kavalın sesi ona susuzluğunu unutturur. Geriye sürünün yanına döner.
Bu olay karşısında, oba halkı da heyecanlanır. Bey de duygulandırmıştır. “Sözünde durdun. Kızımı sana verdim gitti” der.

Bu olaylar sırasında karakoyunun emlik kuzusu ölür. Sebebi de susuzluk ve bolca verilen tuzdur. Çoban bu ölüme pek üzülür. İşte bu türküde ve ezgisinde işlenmiştir.
Türkü bir yörük çobanının tabiatla nasıl bağ kurduğunun hikayesidir.
Ancak yöre çobanları, hem mesleklerine gösterdikleri saygı ve özen, hem de Çoban ile Bey kızının aşklarını ölümsüzleştirmek için yaklaşık 800 yıldır yapılan bir yarışma ile sürülerini boyayıp süsleyerek, Menderes nehrinden karşı kıyıya geçirmektedirler. En hızlı geçen sürü ödüllendirilir.
Efsanenin yanı sıra, hayvanların yıkanmasını da amaçlayan gelenek günümüzde Turizm Bakanlığı bünyesinde, Aşağıseyit, Sudan Koyun Geçirme Festivali olarak sürdürülmektedir. Her yıl Ağustos sonu veya Eylül başında yapılan şenlikler ve konserlerle zenginleştirilerek, gelenek devam ettirilmektedir. Sürüler, Türkiye’nin her yerinden gelen seyircilerin önünden geçer. Çoban önde, “elkoyun” ve sürü arkasında Menderes’e koşarak gelirler. Çoban suya atlar. Arkasından elkoyun ne kadar kısa sürede atlarsa başarılı kabul edilerek, çoban ödüllendirilir.
BU DA BİZİM KÖYÜMÜZÜN  HİKAYESİ.. HER YIL FESTİVALİMİZE BEKLERİZ

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
YAKILAN KARAKOYUN TÜRKÜSÜ
Koyunum seni yaylalara çekeyim
Kınalı taşlara tuzlar dökeyim
Kuzun öldüyse sana kuzu yakayım

Kara Koyun Tüküsü
Karakoyun koyunların beyidir
Akkuzu ile yüreğimin yağıdır
Yerimi sorarsan Türkmen Dağı’dır.
Meleme koyun meleme vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Koyun seni yaylalarda güdeyim
Seni alıp da elimle yedeyim
Kuzun öldü ben Allah’a nedeyim
Meleme koyun meleme vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Korkar oldun şu dağların kurdundan
Koyun geldi kuzu gelmez ardından
Ben de bıktım bu ağanın zulmünden
Ağlama koyun ağlama vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Ben koyunu güttüm güttüm getirdim
Ablam sağdı karşısında oturdum
Nerde kaldı nerelerde yitirdim
Ağlama koyun ağlama vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Koyunum sana üç gün tuzlar yedirdim
Yedirdim çiğerini ağrılarla bitirdim
Seni aldım pınar başına getirdim
İçme koyun içme dön geri
Feryadım sevdam için duy beni…

 İsmail Yanmaz – Gazeteci